“Çok değerli öğrenciler, 27 Mart 2011 günü hayatınıza sadece bilgilerinizle yön vermenizi sağlayacak bir sınav organize ettik”. Bu cümle, OSYM başkanının öğrencilerin akıllarındaki sorunları gidermek, çocukları biraz olsun LYS öncesinde rahatlatmak için çocuklara yazdığı mektubun giriş cümlesi. Mektubun devamı herkes tarafından şifrenin itirafı olarak yorumlansa da bu fakir için en büyük “itiraf” bu cümlenin ta kendisidir.
Öncelikle sayın başkan tarafından yazılan mektup, bu cümle dahil iyi niyet mesajlarıyla dolu. Herkesin şifre meselesiyle ilgili “işte itiraf” dediği noktaya takılmayacağım. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere benim için şifre meselesi eğitim problemimizin son safhası. Asıl itirafın ne olduğunu yukarıda mektuptan alıntı yaptığım cümleyi irdeleyerek başlayalım.
“Çok değerli öğrenciler, 27 Mart 2011 günü hayatınıza sadece bilgilerinizle yön vermenizi sağlayacak bir sınav organize ettik”. Koyu yazdığım kısım, hepimizin aşina olduğu sıradan bir hitap şekli. Karşınızdaki kişi ister değerli olsun, ister değersiz olsun fark etmez, adet gereği yazılır.
“Çok değerli öğrenciler, 27 Mart 2011 günü hayatınıza sadece bilgilerinizle yön vermenizi sağlayacak bir sınav organize ettik”. Koyu yazdığım kısım bir günü belirtiyor. Belirtilmese olur muydu? Önemi yok, şimdi tartışmayalım.
“Çok değerli öğrenciler, 27 Mart 2011 günü hayatınıza sadece bilgilerinizle yön vermenizi sağlayacak bir sınav organize ettik”. Koyu yazdığım kısımdan benim anladığım bir sınav yapılmış, çok normal, zaten hayatımız sınav. Bir şey yok. Biraz sabır lütfen.
“Çok değerli öğrenciler, 27 Mart 2011 günü hayatınıza sadece bilgilerinizle yön vermenizi sağlayacak bir sınav organize ettik”. Koyu yazdığım kısımdan anlaşılacağı üzere karşıdaki kimselerin bir hayatı, (bkz. hayatınıza). Hem de bu hayata her faninin hayatı gibi yön verilmesi gerekiyor. Ama ne ile?Sadece bilgilerinizle yön vermenizi sağlayacak.
Sadece bilgilerinizle yön vermenizi sağlayacak.
İşte ülkemiz eğitim sisteminin özeti budur. Çocuklarımızı sadece “bilgi yığını” haline getirmeyi hedef almış bir eğitim sistemi. Belli, sayın başkan sınavda kesinlikle şifrenin olmadığını anlatmaya çalışırken, kesinlikle farkında olmadan eğitim sistemimizi özetler bir cümle sarf etmiş. Yaşa başkanım.
Baştan sona sınav odaklı sadece bilginin ölçüldüğü, bilgili, bilgisiz hemen her öğrenciye hısım akrabalarıyla beraber sınav stresi yaşatan bir eğitim sistemimiz olduğu hepinizin malumu.
Bu eğitim sistemi, okul hayatı boyunca tek bir dersin dahi ilgisine hitap edemediği çocukları bile annelerinin yaptırdıkları okunmuş üzüm, fındık, fıstık, şeker yemek zorunda bırakır.. O üzümler berber, tamirci, marangoz olsun diye yedirilse belki zavallı on yıllık meslek sahibi olacak.
Bu eğitim sistemi çocuğu dershaneye babayı da çocuğun ödevini yaptırmak için marangoza, elektrikçiye yollar. İşte bu eğitim sitemi babaların yaptıkları ya da yaptırdıkları ödevlerden çocukların 100 aldığı eğitim sisteminin adıdır.
Bu eğitim sistemi, sınav öncesi son Cuma namazında memleketin bütün çocukları için ülkenin her yerinde cami imamlarının önderliğinde cemaatlere dua ettirir. Ancak, bütün dualara rağmen garibim çocukların tamamı kazanamaz.
Bu eğitim sistemi, okulda ders anlatamayan öğretmeni dershane de bülbül yapar. Öğretmenlere, öğrencilere dershanelerin reklamını yaptırır. Dershane öğretmeni ile MEB öğretmenini birbirine düşürür.
Bu eğitim sistemi, veli okula geldiğinde öğretmeni öğrencinin fotoğrafına, ondan da öte fotoğrafın yanında çocukların aldıkları nota göre konuşturur. Bu eğitim sistemi, çocuğun notları kötüyse hemen onu haylaz, iyiyse maşallah çok akıllı diye niteler.
Bu eğitim sisteminde duygulara, ilgilere, yeteneğe, ahlaka, yüreğe yer yoktur. Bu eğitim sisteminde bilgin yoksa başka kapıya. Bu eğitim sisteminde bilgin kadar adamsındır. Başkan yine de değerli öğrenciler diye başlamış mektuba, biz en iyisi buna şükür edelim .
