Anadolum; sevdam, nihavent dilde,
Estikçe yellerin derine düşer…
Bam telin ötüyor Bayburt’u ilde,
Öttükçe şu bağrım yarana düşer…
Hasretin sızlatır burnum direği,
Toprağını kazan kazma küreği,
Anamın yaptığı sulu böreği,
Çektikçe bu canım narına düşer…
Kayseri, Erciyes karın bir başka,
Ağlayıp sızlarken zarın bir başka,
Efe’nin zeybeği narin bir başka,
Erzurumlu Dadaş barına düşer…
Şu Çukurova’da ırgatın sesi,
Yanık türküsünde keser nefesi,
Oy-oy balam derde yakar herkesi,
Dinledikçe kahrın koruna düşer…
Gölüne, şanına çok yakışır Van,
Kekik kokan dağın arıya kovan,
Derince çiçeği hep elvan-elvan,
Sevdalı gönüller Şirin’e düşer…
Ankara’nın vardır beyin havası,
Misketine bakın oyun havası,
Haberlerin merkez yayın havası,
Yayılır bugünden yarına düşer…
Of anam of dertler bende çok elim,
Âşık Veysel Sivas ilinden telin,
Titretsin estirsin bağrında yelin,
Belki diner sızım serine düşer…
Bünyende sıralı haşmetli dağlar,
Akan ırmakların her daim çağlar,
Meleşir kuzular, analar ağlar,
Can ciğer ateşin yârine düşer…
16.12.2012 // Numan AKKOYUNLU
