Tabii, eğitimi sadece sınıftan ibaret sananlar için, öğretmenler de çıkıp siz bizim derslerde verimsiz olduğumuza bakmayın. Heyecanlanıyoruz, öfkeleniyoruz. Oysa, biz dağa, taşa, sazlıklara hiç de fena ders anlatmıyoruz deseler.
Oysa futbol sadece saha içinde oynanacak kadar basit bir oyun. Çok çalış, antrenman yap yeter. Ama, eğitim karınca yuvası hükmündeki okullardan çok çok ötedir.
Nitekim, son derbi maçında yaşanan çirkinlikleri anlatan bir futbol yorumcusu da köşesinden bizlere bir eğitim vermeye çalışır. Futbolun nihayetinde bir oyun olduğundan dem vurur. Bu kadar olmaz insan bu kadar kendini kaybetmez derken, o kadar çok kızmız olacak ki yazının bir kısmında şu cümlelere yer verir.
Yazık bize. Final maçı değil, düşme maçı değil, aslında şampiyonluk maçı da değil ama bu kin, bu öfke, bu nefret niye.
İyi niyetinden hiç şüphe etmediğim bu beyefendinin yazısından siz ne çıkarırsınız bilmem bu garip şunları anlıyor.
İnsan futbol için kinlenebilir, öfkelenebillir, nefret duyabilir ancak bunun şartları var. Bir defa, oynayacağın maç final maçı olmalı, o değilse düşme maçı olmalı, değilse şampiyonluk maçı olsun ki öfkene değsin.
Hal böyle olacak ki, yorumcular önceden maçın atmosferini kestirebiliyorlar. Çünkü, önceden belirlenmiş kriterler var. Maçın hayati önemi (!) üzerine haftalar öncesinden yorumlar yapılmakta. Sonra da, futbolcu gerildi, seyirci taşkınlık etti.
Farklı şeylere karşı tavrımızı ele aldığımızda tablo daha net ortaya çıkıyor. Başarı için yapılan hiç bir çirkinlik tuhaf karşılanmıyor artık.
Umarım, anlatabildim.
Anlamadınız mı?
Ben aslında iyi yazarım ama …