Naif KARABATAK


Çok Hızlı Okumuş

Çok Hızlı Okumuş


Bugünlerde gündemin kahramanı Hanefi Avcı, hani eski emniyet müdürü, yeni yazar. Çıkardığı “olay” kitaptan sonra bir biri ardına meydana gelen “olay”lar, onu Silivri cezaevine kadar götürdü. Şimdi istirahat ediyor, dışarı çıkmaya niyeti yok, öyle bir teşebbüste bile bulunmadı. “Buradan iyi yer mi bulurum” diye düşünmüş olmalı.
 
Sadece gündemin kahramanı Hanefi Avcı değil tabii ki, bir de onun aşkı var gündemin baş sırasında, kahramanı ise Kezban Küçük…
 
O bir Edebiyat öğretmeni…
 
O da evli, Avcı da evli…
 
Fark, Kezban öğretmen 4 ay önce eşinden boşanmış, Avcı ise “eşini üzmek istemediğinden” boşanmamış…
 
Olay kitap, onların olayını da ortaya çıkardı…
 
Demek izleyenleri izliyorlardı ve o da zaten bunu biliyordu…
 
Kezban öğretmen dün ekranlara çıktı ve benim aklıma da bir süre önce izlediğim yabancı bir film geldi…
 
Önce filmden bahsedeyim sonra Kezban-Hanefi aşkından…
 
Kendimi çok zorlamama rağmen filmin adını bir türlü hatırlayamadım, oyuncular da tanıdıktı ama isimlerini çıkaramadım. İlinti kuracağım yön de zaten oyuncular değil, filmin konusuydu…
 
Orta yaşı geçmiş bir adam, eşiyle mutlu bir hayat sürmekte iken karşısında genç, güzel, alımlı ve hayli seksi bir kadın çıkar. Genç kız ilgisini yaşlı adamdan esirgemeyince bunların aşkı başlar…
 
Yaşlı adamın kendisinden genç olan “çapkın” aile dostu ise tüm sırlarını bilmekte, iki tarafı nasıl idare edeceği konusunda öğütler vermektedir…
 
Genç kız, “artık yasak ilişki yaşamak istemediğini” belirterek evlilik ister…
 
Yaşlı adamda evlenmek istiyor ama eşini üzmeye(!) gönlü elvermiyor…
 
Ne yapacağı konusunda sürekli kafa yoran yaşlı adam, sonunda üzmek istemediği eşinden kurtulmanın çaresini arıyor ve onu öldürmeyi planlıyor…
 
Öldürecek ama üzmeyecek(!)…
 
Nasıl öldüreceğini, acı çektirmeden ondan nasıl kurtulacağının hesabını kitabını en ince noktasına kadar yaparken, sonunda eşinin her gün kullandığı mide ilacının içerisine zehirli bir başka ilaç koymakta buluyor…
 
Bu arada kadının da genç bir erkekle olduğunu seyirci görüyor…
 
Yaşlı adamın aile dostu da bunu öğreniyor…
 
Yani tam Dallas dizisi gibi…
 
Neyse yaşlı adam zehri eşinin her gün kullandığı ilacın içerisine boca ediyor…
 
Ve kendisi “iş toplantısı”na gidiyor…
 
Geceyi sevgilisinin yanında geçirmek isteyen yaşlı adam, orada “aile dostu”yla karşılaşıyor. Zaten genç kadın da “bu iş olmaz, eşini üzemem, başkasının üzüntüsünün üzerine mutluluk kuramam” diyor. Adam hem eşini, hem sevgilisini, hem de aile dostunu kaybettiğinin farkına varıyor…
 
Eşini kurtarma telaşıyla eve koşuyor…
 
Ve yetişiyor…
 
Kadın ölmüyor, yaşlı adam eşiyle hayatını devam ettiriyor. Aile dostu ise genç sevgilisiyle yeni hayat kuruyor…
 
***
 
Devrimci Karargâh soruşturması kapsamında tutuklanan Eskişehir eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın sevgilisi Kezban Küçük, NTV’deki “Her Şey” programında Mirgün Cabas’ın sorularını yanıtlarken nedense bu film aklıma geldi…
 
Biz fikir sevgisiyiz” diyordu Kezban öğretmen…
 
Hanefi beyle Edirne’deki hızlı okuma kursunda tanışmışlardı, Avcı, onun öğrencisiydi. Çok hızlı okumuştu Avcı’yı, iyi okutmuştu kendisini ve aralarında yıldırım aşk başlamıştı…
 
Harika bir insandı, hatta “O güne kadar gördüğü” en olağanüstü insandı...
 
Avcı’nın doğruları da vardı elbet; “Evlenmeden sevgili olamayız” dedi mesela…
Evlenmek için de Kezban öğretmenin boşanması gerekiyordu…
 
O da boşandı…
 
Avcı’nın da boşanması gerekiyordu…
 
Ama o eşine kıyamadı…
 
Üzerdi onu…
 
Öylesine devam ettiler, eşini üzmemek için…
 
Kezban öğretmen, gönül çalmanın yollarını da öğrenmişti “Pek çok konuda kendisine danışıyor ve görüşmek için gerekçeler yaratıyor”du…
 
Hanefi Avcı eşini üzmek istemiyordu…
 
Kezban öğretmen de ilk aşklıyla, hayatının erkeğiyle evlenmişti…
 
Ama Hanefi Avcı sonra çıkmıştı karşısına, bu defa da ona âşık olmuştu…
 
Ama o boşanmadı?” derken ne hissetti yüzünden okunuyordu aslında; “bana kazık attı” demiyordu ama öyle bir şey…
 
Avcı, yürekliymiş de…
 
Kitabı yazarken neler başına gelebileceğini biliyordu. Kimi izliyorsa, kendisinin de izlendiğini bilmemesi mümkün değildi ve bunu biliyordu…
 
Nihayet “Gel gülüm, el ele çıkalım, biz sevgiliyiz diyelim” dediğini söylüyor Kezban öğretmen, “Ben yeni boşandım, sen boşanma aşamasındasın, doğru olmaz” (hani üzmeyecekti) ve doğru olmayacağını söylediğini ekliyordu.
 
İnanmış elbet…
 
O net olarak belirtmedi ama tutuklandığı gün boşanma sürecini yüzde 99 başlatacaktı. ‘Bugün bir şeyler yapacağım’ derdi.” diyor…
 
Yani ayyuka çıktıktan sonra…
 
Eşi kahrolduktan sonra…
 
Sanki benim izlediğim filmi onlar da izlemiş…
 
Niye yalan söyleyeyim, ta başından bu yana ne Hanefi Avcı’nın palavralarına, ne onun tutuklanmaya götüren olaylara, ne aşkına, ne eşine sadakatine, ne sevgilisine.. hiçbir şeyine ama hiçbir şeyine inanmadım…
 
Birileri bizleri kandırmak istiyor, birileri olayları çok hızlı okumamızı arzuluyor ama nedense hep tanıdık kareler kullanıyorlar.