Gürbüz BATTAL


Hem Kel Hem Fodul

Hem Kel Hem Fodul


 Öğretmenlik yaptığım yıllarda yeni gittiğim bir okulda dünyalar tatlısı bir kız öğrencim vardı.

Çok zeki ve çalışkandı.

Ara sıra bir kenara çekilir, dakikalarca tek başına oturur, derin derin düşüncelere dalardı.

Kendisinden küçük iki kardeşi daha vardı.

Annesi ara sıra okula uğrar, kızının dersleri hakkında bilgi alır, çocuğuyla ilgili güzel şeyler duyduğunda mutluluktan uçacak gibi olurdu.

Bir gün teneffüs saatinde çocuğun gene tek başına bir kenarda oturup düşüncelere daldığını görünce, köyü tanıyan bir öğretmen arkadaşıma çocuğun ailesinin durumunu sordum.

Babasının, üçüncü çocuktan sonra yeni bir aşka yelken açtığını, eşini boşadığını ve sahil kasabalarından birine yerleştiğini, zengin bir kadınla evlenmiş olduğunu söyledi.

Çocuklarını ve eşini bir defa bile arayıp sormayan baba, işlerini ilerletmiş, servetine servet katmıştı.

Çok gururlu olan anne ise tütün ve pamuk tarlalarında amelelik yapıyor, alının teriyle kazandığı paralarla ailesini geçindirmeye çalışıyordu.

Kızı, çalışkanlığının semeresini alarak devlet parasız yatılılık sınavlarını kazandı.

Bir taraftan kızının hasreti, diğer taraftan dünyanın ağır yükü altında ezilen annenin zamanla sağlığı bozuldu.

Tarlalarda çalışıp para kazanacak gücü kalmayınca iki çocuğunu Çocuk Esirgeme Kurumuna vermek zorunda kaldı.

Daha sonra öğrendiğime göre annenin üst üste yaşadığı olumsuz gelişmelerden sonra akli dengesi de bozulmuş.

Geçenlerde fesbukta, o öğrencimin babasının sayfası karşıma çıktı.

Neler yapıyor, neler paylaşıyor diye merak ettim.

Beni derinden etkileyen bir paylaşımı şöyleydi.

“ TÜM VELİLER OKUSUN” başlığı ile Fatih Sultan Mehmet Han ile öğretmeni Akşemseddin arasında geçen olayı anlatmış.

 “Fatih Sultan Mehmet Han çocukken çok yaramaz bir öğrencidir. Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla Hocası Akşemseddin’i çileden çıkarır. Hocası kendisine kızdığı zaman hemen ‘Ben Padişahın oğluyum bana bir şey yapamazsın’ deyip tehdit eder.

Küçük Mehmet’in yaptığı yaramazlıklar çekilmez hale gelince destur dileyip II. Murat’ın huzuruna çıkar.

‘Padişahım oğlunuz, ciğerpareniz Mehmet çok yaramaz, onun yaramazlıkları yüzünden ders işleyemiyorum, kendisine kızdığım zamanda hemen sizinle beni tehdit ediyor’ deyince II. Murat Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldar.

Ertesi gün yine derste Mehmet yaramazlık yapıp Akşemseddin’in uyarısına tehdit cevabını verdiği sırada Padişah ansızın kapıyı açıp içeri girer. Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek Padişaha bağırır ve sopasıyla padişahın eteklerine vurarak, bu şekilde sınıfa giremeyeceğini, izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını ister.

Olaylar karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutulur ve ne yapacağını şaşırır.

Az sonra kapı tekrar vurulur ve Padişah mahcup bir şekilde içeri girip özür diler.

Plan muhteşem bir şekilde işler.

O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmaz.

Çünkü güvendiği dağlara kar yağmış, padişah babası öğretmeni tarafından dövülmüştür.”

Paylaşımın sonunda velilere ve bizlere akıl vermeye çalışan baba, çocuklarımıza sahip çıkmamızı ve çocuklarımızı yanlış yollara sürükleyecek davranışlardan kaçınmamızı istiyor, eğitimin önemini idrak etmiş anne ve babalara ihtiyaç olduğunu söylüyor.

İlk eşini ve 3 çocuğunu perişan eden bu insan müsveddesine ne denmesi gerektiğini değerli okuyucularıma bırakıyorum.

Kalın sağlıcakla.

24.11.2016

Gürbüz Battal