Gürbüz BATTAL


MSG

MSG


MSG
Son günlerde gündemi işgal eden konulardan birisi de MSG konusudur.
MSG, ilk olarak 1900’lü yılların başında Japonya’da bulunan ve yaygın olarak Çin ve Japon mutfağında kullanılan bir yiyecek katkı maddesidir. Piyasalarda, daha masum bir ifade tarzı olsun diye 'Çın Tuzu' veya “Çin Baharatı” adıyla satılıyor.
E – 621 kodu ile bilinen MSG, yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor. Aynı zamanda kan şekerinde çok hızlı bir düşüş meydana getirdiğinden insanda sürekli acıkma hissi uyandırıyor. Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda üreticilerinin birçoğu MSG' yi kârlı olduğu ve birçok gıda ürününde aroma kıvamını artırdığı için kullanıyorlar. 
MSG, aslında bir proteindir. Kırmızı ve beyaz etlerde, deniz ürünlerinde, sebze ve tahıllarda doğal olarak bulunur.
MSG, protein içeren ürünlerde doğal olarak bulunmasına rağmen katkı maddesi olarak kullanıldığında yan etkileri tartışılıyor. Bir ürünün yan etkisi yararından fazla ise o ürüne şüphe ile bakmak, yan etkileri hakkında insanları uyarmak gerekir.
Katkı maddesi olarak kullanılan MSG, sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak alzheimer, parkinson, sara, göz retina tabakası hasarı, yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite, büyüme hormonu baskılanması, pankreas hasarı, insülinde artış ve buna bağlı diyabet, böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar meydana getiriyor. Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalabiliyor.
Bunca zararı olan MSG neden kullanıyorlar diye sorulacak olursa, küresel dünya ve küresel ticarette dünya devlerinin tek amacı çok para kazanmak olunca çoğu insani duyguya yer kalmıyor.
Bu tür ürünler, albenisi olan şaşaalı ambalajlarda sunuluyor.
MSG’li ürünlerin her türlü yöntem kullanılarak reklâmları yapılır ve bu ürünler adeta beynimize kazılır.
MSG’nin sebep olduğu hastalıkları icat edenler bu hastalıkların ilaçlarını da icat ederek çift yönlü kazanç sağlamaktadır.
( E ) kodlu çok sayıda katkı maddesi olduğu için vatandaş olarak MSG’li (E 621) kod nolu ürünleri tanıyıp kullanmamamız mümkün görülmüyor. Bu yüzden hazır yiyeceklerden ve kemik gelişimini engellediği için gazlı içeceklerden uzak durmak ve doğal ürünler tüketmek sağlığımız açısından çok önemlidir.
Sağlık Bakanlığı’nın insan hayatını tehlikeyeatanMSG’li gıda maddeleri ile ilgili ciddi araştırmalar yapması, gerekirse bu ürünleri yasaklaması ve bu konuda uzmanlaşmış bilim adamlarının vatandaşları bilimsel olarak aydınlatması gerekiyor.
Gıda maddesi alırken okuyamayacağımız kadar çok küçük yazıyla yazılan yiyeceklerden uzak durmalıyız.
Ayrıca gıda maddesinde Türkçe açıklama yazmayan ürünleri almamayı alışkanlık haline getirmeliyiz. Unutmamalıyız ki gıda teröristleri sırtımızdan trilyonlar kazanırken lütfedip iki satırlık Türkçe açıklama yazmazlar. Ben bu hareketlerini Türk milletine karşı bir hakaret olarak algılıyorum.
Ayrıca ambalajında “ hiçbir koruyucu madde içermez “ yazanı değil de “ hiçbir katkı maddesi içermez” yazan ürünleri tercih etmek gerekir.
Kalın sağlıcakla.
20.12.2010