En kaba insan bile özür bekler. Ama, özrü en enlellektüel adamın bile ağzından duymak için kırk takla atmanız gerekiyor. Genellikle zorla diletilen, dileyenenin diledikten sonra kendisine ağır işkence yapıldığını hissettiği haller dışında, çoğunlukla ima, kinaye aksini idda etme maksatlı kullanılır oldu özür. “X kimseden özür, X Kulüpten ezeli rakibe özür, Yanlış anlamışım “ başlıklı şeyler gördüğümüzde okumanıza gerek olmadığını söyleyebiilirim.
Özür dilemek gibi bir değer her geçen gün anlamını yitiriyor. Son günler de duyduğum bir özür ifadesini, özrü dileyen ben özür dilemedim diyerek tekzip eder korkusuyla isimsiz paylaşıyorum.
Flaş, flaş, hakem futbolcudan özür diledi. Maçta futbolcuya haksız yere kırmızı kart gösterdiğini anlayan hakem, futbolcunun yanına giderek, sana hatalı kart göstermişim, hakkını helal et dedi. İnanmayacaksınız ama dedi.
Bu yazının amacı, elbette bu gün bir çok konuda anlamazlıktan gelme, anlamamış gibi yapma eylemlerini sıkça yapan özür kelimesini de bu amaçlarına alet etme çabası içerisinde olanlara özrü anlatmak değil. Özür ifadesinin gelecek nesiller tarafından çok farklı bir şekilde kullanılacağı ya da tamamen unutulacağı korkusu ile yola çıktım.
Siz hatasız olduğunuz için sizden bir örnek veremeyeceğim. “O da kuldur hata yapar” diyerek anlattığınız büyüklerinizin yıllardır izlemenize rağmen tek bir hatasına rastlamamanıza diyecek sözüm de yok. Kaldı ki, siz bir takımı tutuyorsanız tuttuğunuz takımın futbolcusu bile hatalı olamaz, olmamalı. Çünkü, işin içinde siz varsınız.
O halde iş başa düştü. Hataları boyundan aşkın olan biri olarak yola çıkayım. Öyle kısa da değilim. Bu satırları okuyup benden maddi manevi talebi olan kim varsa ondan hatalı olduğum durumlar için özür dileyebilirim. Zira, özür bir hatayı anlama aşamasıdır. Özür, affedilme talebidir. Özür, helaşleşme isteğidir. Özür, hataları sıfırlamasa da hatanın aynı konuda sıklığını belki nadirenleştirir.
Yıllar geçtikçe insan yaptığının farkına varıyor, bunu kendinize itiraf ediyorsunuz, keşke yapmasaydım diyorsunuz, özel ibadetlerinizde tövbe ediyorsunuz. Elbette, bunlar güzel, ancak muhatablar hayattalarsa onların da bunu duyması daha da güzel diye düşünüyorum. Olur, belki kalpleri bize karşı yumuşar, onlar belki bizi affeder belki yeniden güzel paylaşımlar yaşayabiliriz.
İlk olarak beni okuyarak, akıllarına benden dolayı olumsuzluklar gelen okuyucularım varsa onlardan özür diliyorum. O kadar, yazı yazdım, illa ki hatalarım vardır.
İkincisi, 11 yıllık öğretmenlik hayatımda, dersine girdiğim öğrencilerimin hepsinden özür diliyorum. İlla ki, hatalarım olmuştur diyerek bu bölümü geçiştirmek istemiyorum. Sevgili öğrencilerim, size karşı çok hata yaptım. Bazen, bir kişiye kızarak, bütün sınıfın hatta o gün dersine girdiğim bütün sınıfların günlerini kendilerine zehir ettim. Hatayı, espriye dönüştürebilir, hepinizi üzmek yerine hata yapanı da kazanabilirdim. Olumsuzluğu sadece o anlık bir mesele olarak görebilirdim. Olmadı, yapamadım üzgünüm.
İlk atandığım Elazığ Gazi Endüstri Meslek lisesinde onca gerginlikten sonra, ayrılık dersinde cahil cesareti göstererek isimsiz bir şekilde benimle geçirdikleri zamanı değerlendirmelerini istediğim öğrencilerimden bana “defol git ” diye yazan öğrencimden de özür dilerim. Kim olduğunu merak etmedim. Belli ki, ingilizce öğretmek için sana zulüm olmuşum. Halbuki, dünya da 3 milyar insanın ingilizce bildiğini ancak sorunun ingilizce bilmemek olmadığını bilmem gerekirdi. Belki, senin yüreğin İngilizce bilen bu 3 milyardan daha temizdi, bilemedim, her kimsen beni affet.
Askerlik dönüşü çalışmaya başladığım, Elazığ Balakgazi lisesinde özellikle dokuzuncu sınıflarda derslerine girdiğim öğrencilerimden özür dilerim. Dersler de bazen sizi çok korkuttum, ama bunda kendimimi yeterince tanıyamamın kurbanı oldum. Zira, ben kendimi çok esprili biri zannediyordum. Çok ciddi biri olduğumu , dolayısıyla da korkulduğumu sizden sonra başka bir öğrencimden öğrendim.
Aynı okulda benim derslerime girmemi bekleyen, ancak hayal kırıklığına uğrattığım Yabancı Dil sınıfı öğrencilerimden özür dilerim. Bilhassa, bu sınıfta bulunan Şükrü Onur ÇINAR isimli öğrencimden özür dilerim. Her şeyin temelinde dil sınıflarını çok sahiplenmem yatıyordu. Öğrencilerimin yaptığı her hatayı sahipleniyor, onları savunma gereği duyuyordum. Aslında, bu iyi bir şeydi. Ancak, aynı öğrenciler bana karşı hata yapınca tahammül edemedim. Onur, senin durumun da böyleydi. Bana karşı küçük bir hata yaptın, ama ben abarttım. Öyle abarttım ki, bunu bütün sınıfa mal ettim. Hatta, ertesi yıl bile sana olan öfkem geçmediğinden diğer sınıflarda isim vermeden ardından konuştum. Ağzım bozuldu, kötü sözler söyledim. Her şeye rağmen beni seven öğrencilerimin uyarısıyla belki kendime gelebildim. Ama, iş işten geçmişti. Sınav senen de seninle o denli tartışmaya girmemeliydim. Nihayetinde bir eğitim kurumundaydım, öğrenci hatalarının en çok yapılması gereken kişinin öğretmen olarak bana karşı yapılması gerektiğini bilmem gerekiyordu. Zira, ben eğiteceğim iddasında bulunan bir kurumda çalışıyordum. Hatalar olmadan doğrular nasıl öğrenilebir ki ! Bilemedim, özür dilerim Onur.
Şu an bu yazımı okuyanlar psikolojik bir sorunum olduğunu zannedebilirler, aksine çok mutluyum. En azından hatalarımı fark edebilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Özür dileyebilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Biliyorum, bir özürle her şey bitmeyecek. Af edilebileceğime dair bir umut benimkisi. Geleceğe dair daha az hata yapacağım diye seviniyorum işte. Benim yaptığım hataları, büyük ihtimalle öğretmen olacak Onur kardeşimin öğrencilerine karşı yapmayacağı umudu ile seviniyorum.
Yıllar bana çok şey öğretti, öğrencilerimden çok şey öğrendim. Yeri geldiğinde bunları sizlerle paylaşacağım inşallah. Doğrularımla mutlu olduğum kadar farkına vardığım hatalarım için de hata yapmışım diyerek özür dileyeceğim.
Son olarak, beni hatalarıma uyandıran herkese teşekkür ederken, sizlere mümkünse hatasız, hata yaptığınızda da özür dileyebildiğiniz günler diliyorum.