Ziya Türk


Pazar notları: Ben servileri dinledim!

Pazar notları: Ben servileri dinledim!


İki temel sevme biçimi vardır: Yakınlarımızı (kardeşlerimizi, akrabalarımızı, iş arkadaşlarımızı, vd.) sevmek ve birini aşkla sevmek! Yakınlarımızı sevmek onlara katlanabilmenin en zarif yoludur çoğu zaman; birine âşık olmak ise hayattan kaçmanın en güzel yoludur!

***

Canımızı sıkan mecburiyetlerimizden, bizi çoğu zaman şapşallaştıran masumiyetlerimizden, altından kalkamadığımız yüklerden, kalbimizi sıkıştıran hınçlar ve kırgınlıklardan, bizi ille de kuyruğumuzu dik tutmaya zorlayan ilişkiler ve alışverişlerden, unutamadığımız yenilgilerden ve utandığımız yengilerden kaçarız... Ötekilerin arasından seçip ayırdığımız birine... Ve aşk olur! Hızla gerçekleşir bu! Ağır ağır olursa, hayata yakalanırız! Aşk isterken arkadaşlığa talim edenlerin sayısı bu yüzden çoktur!
***

Birini sevmek, ona koşmak, ona kaçmak, ona sığınmaktır. O yüzden çoğumuz 'kapıyı vurup sokağa fırlar' gibi severiz.
***

İhtiyarlıkta hatıralara dalınır, hatırlayarak yaşanılır! Doğrudur! Bazıları 'hayal kurmanın acı verdiği çağlara gelince insan, hatıralar teselli eder' der bunun için. O kadarcık mı? Hayır! İhtiyarlar unutmak için hatırlarlar!.. Geçmişteki acıları, yanlışları, günahları unutmak için yapılacak en etkili şey 'iyi ve eğlenceli hatıraları' geri çağırmaktır. Toplumlar da aynı şeyi yapar: Tarihlerindeki kırımların, kıyıcılıkların izlerini silmek için hiç durmadan zaferlerden söz ederler. Bu kadar 'ıvır zıvır zafer' ne işe yarar? İnsanlığın yenildiği anları unutmaya!..


Yazının devamını okumak için tıklayın