Süleyman AKDOĞAN
Planlayıcı
Planlayıcı
Ben plan yapmam.
Doğrusu uzun planlar yapmam.
Kısa ve basittir benim planlarım.
Onlar da benim planım değildir aslında.
Hadi, adına plan diyelim haddi aşarak.
Bir örnek verelim:
Bir arkadaşımın köydeki yaşlı babasını ziyarete giderken, 5 yaşındaki oğlumu da aldım yanıma. Maksat, çocuk biraz açılsın, temiz hava alsın, çok sevdiği hayvanlarla oynasın. Ben de, hem ziyaretimi yapayım hem de hafta sonu güzel güzel dinleneyim istedim. Masum bir plan işte.
Köye varır varmaz oğlum evin kedisiyle oynamaya başladı, ben tabii oğlumu uyardım. “ Bak, oğlum kediye çok yaklaşma, kedi elini cırtar (tırmalar)” dedim. Ben uyardım ya, çocuk hemen bıraktı. Şaka, şaka..
İkinci, üçüncü uyarmalar, tabii dinletemedim kendimi. Yirmi dakikanın içinde olan oldu. Kendi, oğlumun elini cırttı. Ben tabii çok kızdım.
Neden mi? Masum planım bozuldu ya ondan.
O an bir plan daha kurdum. Yok, yok! Kuduz tehlikesi aklımın ucundan bile geçmedi.
Benim ki biraz kurnazca bir plan, şu çocuğa bir iğne yaptırayım da bir daha hayvanlara çok yaklaşmasın. Hemen, ilçedeki özel hastaneye götürdüm oğlumu.
Devlet hastanesi dışında “kuduz aşısı” olmadığını söylediler.
Gitmesem mi acaba diye düşünürken, onu korkutma planımı hatırladım.
Hastaneye vardık, giriş işlemini yaptırdıktan sonra, çocuğun elini uzunca bir süre sabunlu su ile yıkamamızı,bunun kuduz için çok iyi olacağını söylediler. Biz denileni hemen yaptık ve beklenen an geldi.
Oğlum, ağlana sızlana aşıyı oldu. Ben işlem bitti sanıp teşekkür ettikten sonra iyi günler demeye hazırlanırken, “durun daha bitmedi, size bir aşı kartı vereceğiz” dedi görevli hemşire. Aşı kartını aldım. “ 5 doz aşı yaptıracaksınız, eğer 10 gün içinde kediye bir şey olmazsa ilk üç aşıyı yaptırdıktan sonra gerisini yaptırmayabilirsiniz ” diye de tembihledi görevli.
“Bayrama çıkacağız, gittiğimiz yerde olmazsa, aşı yaptırmasak ne olur ?“ dedim.
“O zaman Jandarma getirir “ dedi bir beyefendi.
Jandarma denilince ben olayın ciddiyetini anladım. Tabii, öfkem biraz daha arttı. Hastaneden çıktık, “oğluma, nasıl iyi oldu mu” dedim.
Ne dese beğenirsiniz! ” ACIMADI Kİ… Ben kahraman Yusuf’um, bak baba kaslarıma. “
Gel de gülme şimdi. İşin güzel tarafı, planımın aksi de olsa yavrum iğne korkusunu yendi.
İkinci aşıyı da rahat rahat oldu bu sayede.
Bayramda kendi köyümüze gittik, bayramın üçüncü gününde ilçemizdeki sağlık ocağında oğluma üçüncü aşısını yaptırdık. Devlet hastanesinin çok uzak olduğu yerlerde sağlık ocaklarında da olabiliyormuş kuduz aşısı. Bunu da öğrendik. Üçüncü aşı bittikten sonra, kedinin sağlık durumunu sorduk arkadaşımdan.
Sağlam olduğunu öğrenince, tamam bizim iş bitti dedik, ama ilçe tarımdan ardılar.
Kedi için tabii. Onlar da gerekli raporu tuttular. Bu arada ilçe tarımda bir yıldır tanışmayı düşündüğüm hemşerimle tanışmak nasip oldu. Hoş bir tanışmaydı ama plansızca…
Tıpkı bu yazıda size kuduz aşısı ile ilgili bilgi vermeyi planlamadığım gibi…
Dedim ya, plan yapmam.
Doğrusu, uzun planlar yapmam, öyle uzun hesaplarım, bekleyişlerim olmaz benim.
Kısa da olmaz, ama hadi adına plan diyelim.
Kısa planlarda dahi bir öfke kaplar beni.
O yüzden, plan yaparım ama birinci planım, planımın tutmama ihtimalidir hep.
Bir kedi cırtması değiştirebilir bütün planımı.
Uzun planlara gücüm yetmez, aklım ermez benim.
O, planlar ve yaşarım.
Zaten, en büyük sıkıntı O’nun planıyla senin planının tutmaması değil mi!
Plan tutunca ne ala!
Peki, ya tutmayınca!
Bu yüzden, ben plan kurmam, planlayıcım O’dur benim.
O, planlar ben yaşarım: Hem de doyasıya.
