Naif KARABATAK


Seni Öldürmeye Gelen…

Seni Öldürmeye Gelen…


İsrail, iki ezeli düşmanının insani yaklaşımıyla şok üstüne şok yaşadı. Bu İsrail’in tutumunda “olumlu” bir değişim yapar mı zaman gösterecek, ama olmalı…
 
İsrail’in kuzeyinde, ülkenin en büyük üçüncü şehri Hayfa etrafında bulunan ve ülkenin can damarlarından biri olarak bilinen dağlık Karmel bölgesinde geçen perşembe günü başlayan yangın, verdiği zayiatın yanında “insanlık dersiyle” de önemli bir örnek olarak tarihteki yerini alacağına kuşku duymuyorum.
 
İsrail, ya da aslında İsrailli yöneticilerin insanlık dışı davranışları, Filistinlilere yönelik vicdanları sızlatan saldırıları, yüreğinde en ufak merhamet izi taşıyanları derinden sarmaktaydı…
 
En son, yükü insani yardım olan Mavi Marmara gemisine yönelik saldırısıyla da tüm dünyanın tepkisini çekmiş ama buna rağmen “yanlış yaptık” demekten hep kaçınmışlardı…
 
Uzun yıllardır işgal ettikleri Filistin topraklarında, Filistinlileri adeta açık cezaevine mahkûm eden İsrailli yöneticiler, her türlü arabuluculuğa da kapıları kapatmıştı.
 
ABD’nin şımarık çocuğu olmaya alışmış rolü çok güzel oynayan İsrail, “dediğim dedik, çaldığım düdük” tavrından hiç vazgeçmedi…
 
İsrail’de geçen hafta başlayan yangın, İsrailli yöneticilerin hiç bilmediği veya unuttuğu bir hasletle karşılaşmalarına sebep oldu…
 
One Minute” çıkışıyla başlayan Türkiye-İsrail gerginliği, Mavi Marmara saldırısıyla had safhaya çıkmış, düzelmesi mümkün olmayan yola girmişti.
 
Askerlerinin veya askere emir verenin yanlış yaptığını kabullenmeyip, özür dileyip, tazminat ödemeye yanaşmayan İsrailli yöneticiler, birden bire Türkiye’den zor gününde destek görmenin şaşkınlığını yaşadı.
 
Türk Hava Kurumu’na ait iki uçak, İsrail’i bombalamaya değil, yangına su serpmeye gidiyordu…
 
İki uçak, yangının başladığı ormanlık alana su serperken, başka yerler de ıslanıyordu…
 
Sular, gerilen ilişkilere, katılaşan yüreklere de serpiliyordu…
 
Türkiye’den giden yardımın şaşkınlığını yaşayan İsrailliler, birden bire Filistin’den gelen destekle şok üstüne şok yaşamaya başladılar…
 
Bir tarafta, kadın demeden, çocuk demeden, sorumsuzca ve insanlık dışı saldırıya maruz kalan Filistinliler vardı…
 
Öz yurdunda garip olanlar…
 
Özgürce yaşayacakları ülkelerinde, hapis hayatı reva görülenler…
 
Diğer yanda ise “siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye bütün diplomatik ilişkilerin dışında tepki gösteren Türkiye…
 
Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara’nın yolcularının çoğunluğunun vatanı olan Türkiye…
 
Yüreğinde insanlıktan eser olan her İsrailli vatandaşın gözünü yaşartacak bu iki yardım, İsrailli yöneticileri de kendisine getirdi…
 
Elbette İsrail’de çıkan yangına sadece Türkiye ve Filistin yardım etmedi. Yaklaşık 20 ülke, farklı şekilde yardımlarını ulaştırarak, tarihinin en büyük yangınında onları yalnız bırakmadı…
 
Ama iki ülkenin ki çok manidardı…
 
Hiç beklemedikleri, asla ummadıkları, belki hayal dahi edemedikleri bir yardımdı…
 
Haksız saldırısı ve katliamı için bir özrü bile çok gördükleri zamanın hemen ertesinde gelen böyle bir yardım, kendilerini yeniden sorgulamaya itti.
 
Biz hep doğru yaparız, biz hep haklıyız, herkes bize düşman, biz de herkese” mantığının ne kadar yanlış olduğunu anladılar mı bilmiyorum ama bu iki desteğin onları hayli sarstığından eminim…
 
İsrail, gelişmiş teknolojisiyle, silah ve asker gücüyle hep övünür. Buna karşın, kendi ülkesinde, “bir yangını söndüremiyorsunuz” eleştirisiyle karşılaştı.
 
Netenyahu, “En gelişmiş ülke olabilirsiniz. Dünyadaki en gelişmiş orduya ve teknolojiye de sahip olabilirsiniz. Ancak bu tip felaketler uluslararası işbirliği gerektirir.” diyerek, gelen yardımlara duydukları ihtiyacı özetledi…
 
Aslında yapılanlar sadece “yardım” değildi, beraberinde insanlık dersi vardı…
 
Yüreklere merhamet serpiştiriyor…
 
Minik yavruların ve onların annelerinin gözyaşını taşıyordu…
 
Tıpkı Hazreti Ömer’in, Peygamberimizi öldürmeye giderken dirildiği gibi, yürekleri sarsıyor, şaşırtıyor, aydınlatıyordu…
 
Her iki ülkenin insanları da, bu yardımlarla “seni öldürmeye gelen, sen de dirilsin” mesajını çok güzel yerine getirmişlerdi…
 
Şimdi aynı insanlık, İsrailli yöneticilerden bekleniyor…
 
Karşılık beklentisinden değil, yanından bile geçmeyi unuttukları güzel hasletlerin hatırına…
 
Naif Karabatak/CafeSiyaset.com
 
7 Aralık 2010