Fatoş ŞİMŞEK


Tattoo Patates Çipsi Gibidir

Tattoo Patates Çipsi Gibidir


 
Tattoo (dövme) yaptırmış birçok şahısla yaptığım sohbetlerden çıkardığım sonuç tattoo'nun patates çipsi yemek gibi birşey olduğudur! Bilirsiniz, patates çipsinden bir tane yedikten sonra durmak imkansızdır. Aynı şekilde, bir kez tattoo yaptırdıktan sonra tekrar tekrar yaptırmak için önüne geçilmez bir istek duyulduğunu söylüyorlar.. Bir tane tattoodan sonra yenileri için bahane aranıyormuş!
 
Tattoo (dövme).artistleri, dış doktorlarının kullandığı matkapa benzer bir elektrikli aletle vücuda mürekkep enjekte ederken şekiller çizerler. Tattoo yaptırmayı tercih edenlerin, iğnenin acısına ve adrenaline oto-bağışıklık tepkisi verdiği söylenir. Ayrıca vücutlarının görülebilen yerlerindeki tattoolarla ilgi çektikleri ve bir bakıma ilgi açlıklarını giderdikleri iddia edilir. Bana sorarsanız tattoo yaptıranlar ilgiden çok, cilt enfeksiyonları ve kan ile geçen viral rahatsızlıklara tutulma şansını arttırır! 
 
Tattoo bağımlılık yapar mı sorusuna uzmanlardan değişik cevaplar geliyor. Bence bu soru uzmanlara değil, tattoo yaptıranlara sorulmalıdır. Maalesef bu konuda yapılan çalışmalar oldukça yetersiz. Yine de tattoo sevdalılarının neden ard arda tattoo ile boyandıklarını bilmek için uzmanlara danışıldığında ortak birkaç düşünce çıkmış. Bunlar  psikolojik, psikososyal ve sosyal faktörler olarak sıralanabilir.
 
Psikolojik faktörlerin ardında adrenalin patlaması, endorfin (iç uyuşturucu) ve ağrı bağımlılığı bulunuyor.
 
Adrenalin, yüksek dozda korku ve acıya maruz kaldığımızda böbreklerin üzerindeki bir bölgeden salgıladığımız hormondur. Adrenalin kan basıncını arttırırken kalp atışını hızlandırır, vücutta ve beyinde bir sıra reaksiyonlar oluşturduktan sonra hareketleri yavaşlatır, donuk ve sabit hale getirir, acıya dayanmayı kolaylaştırır. Yani acıya ve korkuya tepki olarak adrenalin salgılarız. Adrenalin daha sonra kafada rahatlama sağlar ve bir çeşit bağımlılık oluşturur. Dolayısıyla tattoo yapılırken duyulan acıya bağımlılık hissi duyulur.
 
Endofrin ise beyinden salgılanır. Acıya direkt karşı koymayı kolaylaştırır. Endofrin insana “high” etkisi (kafasnın iyi olması) yapar. Dolayısıyla o duyguyu tekrar tekrar hissetmek için tattoo yaptırma düşüncesi hasıl olur.
 
Acı ve ağrı bağımlılığı bazı insanlarda terapi mutluluğu yaratarak duygusal ve mental (akli) stresden arınma hissettirebilir.
 
Psiko-sosyal boyutta bakıldığında sosyal çekingenlikleri olanların ilgi arayışını doyurduğu söyleniyor. Tattoo birbirine yabancı insanların konuşmaya başlamasına ve sosyalleşmesine fırsat verebilir deniyor.
 
Sosyal anlamda, kendini ifade etme güdüsü ve sanatsal özgürlük de tattoo yaptırmanın gerisindeki nedenler olabilir diye düşünülüyor. Her tattoonun bir anlamı vardır. Vücutlarının görünen bölgelerinde bulunan tattoolarla dış dünyaya kim olduklarını, ne düşündüklerini, ne tür bir duruş sergilediklerini kolayca duyurma imkanı sunabilir deniyor.
 
Otoriteye isyan niyetiyle tattoo yaptıranların sayısı da azımsanamaz. Çok genç olanlar anneye babaya başkaldırmak için tattoo yaptırırken, diğerleri siyasi ve politik duruş sergilemek için harita ve bayrak gibi objeleri seçebiliyormuş.
 
Spiritüel olma kaygısı ile tattoo yaptıranlar belki de binlerce yıl önce vücutlarında hayvan tattoolarıyla gömülen mumyalara atıfta bulunuyorlardır. Çünkü milattan önceye ait mumyaların vücutlarında görülen tattooların amacı tamamen tinseldi.
 

2008 yılında Michigan Forenzik Psikiatri Merkezinde yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre tattoo yaptıranların küçük bir kısmını antisosyal kişiler, madde bağımlıları ve intihar eğilimlilerin oluşturduğu bulgulandı. Yalnız bunun tattoo yaptıran nüfusa oranla küçük bir yüzde olduğu vurgulanıyor.
 
Herkesin tattoo yaptırmakta farklı nedeni olabilir. Ancak şimdiye kadar konuştuğum tattoolu insanların birleştiği ortak bir nokta var, o da tattoonun bağımlılık yaptığını düşünmeleridir. Dünyanın en çok tattoolu insanlarından biri olarak bilinen Tom Leppard vücudundaki renk ve desenlerı dünyaya göstermeden önce tam 20 yıl bir adada saklanmış. Uzmanlar Leppard’ın hem acıya hem de münzevi hayata dayanması için tattoo bağımlısı olması gerektiğini düşünüyor.
 
Bu yazıyı bir açık hava kafede yazarken, birbirine tamamen yabancı iki tattoolu karşılıklı iki masadan konuşmaya başladı. Konuştukları konu ise birbirlerinin kollarında ve bacaklarında gördükleri tattoolardı! Söylediklerine göre her ikisi de de Cherokee (yerli Amerikan) kanı taşıyormuş. Bunlardan bir tanesinin her iki omzunda kocaman birer Cherokee sembolü vardı. Diğeri de aynı sembolü yaptırmayı düşündüğünü söyleyerek konuşmaya girdi.  Ve tattoolarından uzun uzadıya konuştular. Bu tesadüfle, yukarıda söz ettiğim şeylerden en az ikisini kendimce kanıtlanmış oldum: Yabancı iki insan arasında anında sosyallik kuruldu ve inandıkları şeyi vücutlarında sergileme güdüsünden bahsettiler.
  
Tattoo bana göre “geçici hislerin kalıcı damgasıdır”. Bağımlılık yaptığına da inanıyorum! Bu yüzden vücudumda hiç tattoo düşünmedim. Kim bilir.. Belki de tattooların yaş ilerledikçe sarkıp buruşarak yeni renkler, desenler ve kıvrımlar oluşturmalarını görmek istemediğimdendir!

Okuyucuya Not: Halk sağlığını ilgilendiren bazı konularda uzmanlaşmış olsam da tip doktoru değilim.   Tattoo ile ilgili yazdığım bu yazı; kendi bildiklerim, konuşarak ve okuyarak öğrendiklerimin harmanlanmış halıdır.