Milletvekili genel seçimleri 12 Haziran 2011 Pazar günü yapılacak. Olayı bir cümle ile anlatmak çok basit gibi görünüyor. Ancak seçim öncesinde yapılan çalışmalara baktığımızda sürecin o kadar da kolay olmadığı görülüyor.
Aslında Türkiye Ocak 2011’den itibaren yoğunlaşarak seçim atmosferine girdi. Siyasi Partilerin farklı zamanlarda farklı olaylarla ilgili yaptığı açıklamalar,ergenekon’dan ve darbe iddiası ile tutuklananların aday olup olmayacakları ile bunlara verilen tepkiler ve yanıtlar gündemi hala meşgul ediyor. Ancak adaylık düşünenlerin çevresi ve aday olmayı düşündüğü partilerdeki etkili kişilerle olan ön görüşmeleri ve adaylıkları konusundaki kararlarını netleştirmek için yaptıkları çalışmalar, seçim atmosferinin tabana yayılmasına neden oldu.
Kamu personelinin de istifa takviminin dolup aday adaylık müracaatlarının başlaması ile gündem seçime kilitlenmiş oldu. Adayları belirleme noktasında ilk organize hareket AK Parti’de gelişti. AK Parti’de adaylık müracaat süreleri 14 Mart 2011 Pazartesi günü sona erdi. AK Parti dışında ise bir çok parti adaylık müracaat takvimini yeni başlatacak. 11 Nisan 2011 Pazartesi günü de aday listeleri Yüksek Seçim Kuruluna verilmiş olacak.
Ak Parti Van İl Teşkilatı 19 Mart 2010 Cumartesi günü temayül yoklamasını yaptı. 138 aday adayının yarıştığı temayül yoklamasında oy kullanan 1377 delegeden 1305’inin oyu geçerli sayıldı. Temayül yoklaması için tüm aday adayları çok ciddi hazırlıklar yaptı, ilçe teşkilatları, köy ve mahalle temsilcileri, delegeler ve hatırlı kişilerin kapıları adeta aşındırıldı. Aday adayının biri gitti diğeri geldi. Bu çalışma da gösteriyordu ki her aday adayı temayül yoklamasının meşruluğunu kabul ediyor ki orada ipi göğüslemek için var gücüyle çalışıyor.
Cumartesi günü sabah saat 09.00’da başlayacağı ilan edilen temayül yoklamasını izlemek için Van Kapalı Spor Salonu’ndaki yerimi aldım. Adeta bir bayram yerini ve bir düğün evini andıran hazırlıklar ve heyecanlı insanların doldurduğu salonda aday adayları ve ekiplerinin kulis çalışmaları tüm hızıyla devam ediyordu. Oylama başladıktan sonra da gerek salonun içinde gerekse salonun dışında oy toplama çalışmaları devam etti.
“Tüm bunları biliyoruz Ziya Bey bilineni neden yeniden tekrar ediyorsunuz?” sorusunu aklından geçirenler olabilir. Ancak neden tekrar ettiğimi yazımın devamını okuduğunuzda anlayacak ve hak vereceksiniz.
Herkes de biliyordu ki 142 aday adayından sadece 8 aday adayı milletvikili adayı olarak belirlenecek. Bu bir yarış, ancak sadece popülerlik, ikili diyaloglarla geliştirilen çevre veya hatırlı kişilerin referansını yanına çekme yarışı değil. Bu yarışta misyonu ideali olanlar ile komisyonculuk yapmak ve ikbali olanların çok net ayrıştığını söylemek abartı olmaz. İdeali hizmet olanlar gayet sakin ve olgun davranırken, komisyonu ve ikbali gaye edinenler ise hırslı ve saldırgan tutumları ile dikkat çekiyor.
Temayül yoklaması sürecinde ortaya çıkan bu davranış ve niyet farklılıkları, temayülden sonra da devam ediyor. Amacı misyonu doğrultusunda insanımıza ve ülkemize hizmet etmek olanlar ‘Rabbim hizmet etmeyi nasip ettiyse bu görevi de nasip eder, değilse etmez. Rabbim amacı hizmet etmek olanlara nasip etsin, hakkımızda hayırlısı olsun” diye dua ediyor.
Amacı komisyonculuk ve ikbal olanlar ise öncesinde hırslı ve saldırgan bir şekilde hazırlandığı ve ipi göğüslemek istediği temayül yoklamasında umduğu sonucu bulamayınca “Bir çete gibi partililer üzerinde baskı yapıldı”, “delegeler üzerinde psikolojik baskı yapıldı”, “Haraç mezata çevrildi, parası olanlar delege ile farklı ilişki geliştirip öne geçti”, “Eş-dost ahbap -çavuş ve ortaklık ilişkileri ile oluşturulan yapı” gibi daha bir çok farklı iddia ile temayül yoklaması sürecinin meşruluğunu tartışmaya açmak istiyorlar.
Temayül sürecini tartışmaya ve temayülü hem kamuoyu hem de ilgili merciler nezdinde değersizleştirmeye ve sonuçlarının etkisini yok etmeye çalışanlara sormak istiyorum;
- * Sizin hiç demokratik yarış süreçlerinin olduğu bir siyasi hayatınız oldu mu?
- * Temayül yoklaması ile ilgili değersizleştirme için ortaya sürülen iddiaları neden temayül yoklaması sonuçları açıklanmazdan önce değil de sonuçlar açıklandıktan sonra gündeme getirildi?
- * Temayül yoklaması sürecinin meşruluğuna inanmıyordunuz neden çok yoğun ve hırslı bir şekilde bu süreçte ipi göğüslemek için çalıştınız?
- * Üst sıralarda yer almadığınızda tartışmaya açmak istediğiniz ve karaladığınız temayül yoklaması süreci, siz üst sıralarda çıksaydınız dokunulamaz, değiştirilemez kutsal bir süreç mi olmuş olacaktı?
- * Oy kullanan 1377 delegenin görüş ve tercihlerinin değersiz ve geçersiz olduğunu söyleme hakkını size kim verdi?
- * Temayül yoklaması sürecinden sonra, hangi süreç veya kişileri değersizleştirmek için gündem oluşturmaya ve hırsınızla karalamaya çalışacaksınız?
- * Yoksa siz kendinizden başkasını değerli görmez misiniz?
Bir kimse etrafındaki kişiler için neyi iddia ediyorsa bilin ki o işi kendisi yapıyordur. Size bununla ilgili bir hikaye anlatmak istiyorum. “İki kör bir yerde misafirlikteymiş. Akşam olmuş sofra hazırlanmış ve başlamışlar yemek yemeye. Körün bir tanesi köfteleri ikişer ikişer yemeye başlamış. Sonradan düşünmüş ‘ya karşıdaki de ikişer ikişer yiyorsa’ diye. Telaşlanmış ve hemen ‘Hop hemşehrim köfteleri ikişer ikişer yeme’ demiş. Karşıdaki kör gayet sakin ve huzurlu bir şekilde, ‘Sen kör ben kör nereden görüyorsun benim ikişer ikişer yediğimi, kör yer içer kendinden pay biçer,’ demiş.
Bilin ki “Paranın satın alıp açamayacağı kapı yoktur” sözünü söyleyenlerin kapısını para açar.
Buradan hareketle desteklediklerini seçenleri değerli, seçmeyenleri de alınmış satılmış ve değersiz ilan ederken aslında kendi satılmışlıklarını ve değersizliğini ilan ettiklerinin farkında değiller?
Hem temayül yoklamasının meşruluğunu kabul edip yoğun bir şekilde hazırlık yapacaksınız, sonra da istediğiniz sonucu alamayınca teşkilatı, delegeleri ve sürece hazırlanan aday adaylarını karalamaya çalışacaksınız. Bu ne hırs, bu ne hoşgörüsüzlük, bu ne vicdansızlık, bu ne bencillik?
Hırsınızdan kurtulup, teşkilatın ve delegenin kamuoyuna, adaylara ve AK Parti Genel Merkezi’ne “Van’da yapılan temayül yoklamasında biz adaylara eşit mesafedeyiz, kimse için hatır ve öncelik kriteri kullanmıyoruz. Siz bilgisine, birikimine, tecrübesine, amacına, hizmetine, geçmişine bakın hizmet etmek isteyen iyi niyetli adayları seçin, amacı makam ve komisyonculuk olup kendisine ve yakın çevresine çıkar sağlayacakları seçmeyin” şeklinde mesaj verdiğini neden okuyamıyorsunuz?
Aday adayları çok az oy farkı ile peş peşe sıralanmış durumda. Aralarında uçurum denebilecek oy farkı olmayan aday adaylarından ilk 20’ye giren sonuçları örnek olsun diye sizlerle paylaşıyorum: Abdulahat Arvas: 341, Zahir Soğanda: 321, Necat Görentaş: 319, Hasan Karadaş: 309, Abdullah Sadıksoy: 302, Sabri Aykaç: 298, Levent Bayram: 240, Rıza Doğaç: 234, İskender Ertuş: 229, Fatih Çiftçi: 228, Abdulalim Karabıyık: 227, Mahmet Yıldız 168, Süleyman Yavuzer 159, Ebubekir Kaçmaz: 158, Arif Öndil 148, Şerif Bedirhanoğlu 147, Sevilay Kurşunluoğlu: 138, Davut Okçu: 126, Murat Akbay 122, Fevzi Özgökçe 120, Günay Elçi 120, Selahattin Direk: 120, Zabir Demir 120, Nesim Çelik 112
Bu sonuçlardan sonra bir bardak suda fırtına koparmak isteyenleri siz değerli okuyucularımın takdirine bırakıyorum ve dua ediyorum; ‘Allah, siyaseti, ülkemizi, insanımızı ve tüm insanlığı hırsına ve bencilliğine yenik düşenlerden korusun. ‘
