Gürbüz BATTAL


Yusuf Çavuş: Bir Aile Dramı

Yusuf Çavuş: Bir Aile Dramı


 

Bu günkü yazımda, köyümüzde halamın kayınpederi merhum Yusuf Çavuş’tan bir anıyı paylaşmak istiyorum.

Yusuf Çavuş, Kırım Harbi, Balkan Harbi ve Kafkasya cephesinde savaşan yiğit bir Anadolu delikanlısıdır.

Kırım Harbi’ndeki anılarını çokça anlattığı için “ Kırım” lakabı verilmiştir kendisine.

İlkokulda okurken öğretmenlerimiz Yusuf Çavuş’u okula davet ederek savaş anılarını anlattırır, bizler de zevkle dinlerdik.

O zamanlar günümüzdeki gibi ses kayıt cihazları olmadığından bu değerli cevherler sırları ve kahramanlıklarıyla ahrete irtihal etti.

Çocukluğumda dinlediğim anılarından birini hiç unutamadım.

Arada kopukluklar olduğu için annemden ve kardeşim Hacı’dan önemli ölçüde yardım aldım.

Olay şöyle gelişir:

Yusuf Çavuş’un içinde olduğu birlik göreve giderken yiyecekleri biter.

Komutanları Yusuf Çavuş’tan yakındaki köye gidip yiyecek getirmesini ister.

Yusuf Çavuş atına atlar, atını köyün girişine bağlayarak köye girer.

Bir kapının önünde geçerken taze ekmek kokusu alır.

İçeriye baktığında evin hanımının ekmek pişirmeyi bitirip ekmekleri soğumaya bıraktığını ve kovaları alarak su getirmek için evden ayrılmak üzere olduğunu görür.

Bir kenara saklanarak kadının evden çıkmasını bekler.

Kadın evden çıkınca Yusuf Çavuş, bir miktar ekmeği heybesine doldurarak evden ayrılmak isterken kadının sudan geldiğini görür.

Kadına yakalanmamak için evdeki patates kuyusuna atar kendisini.

Biraz sonra kapı vurulur. Kadın kapıyı açar.

Konuşmalarından gelenin kadının dostu olduğunu anlar.

Bunlar, birlikte olmaya başlarken tekrar kapı vurulur. Kadınla dostu telaşa kapılır,

Kadın dostuna gelenin kocası olduğunu hemen patates kuyusuna saklanmasını ister. Adam kuyuya atlarken Çavuş’a çarpar bu arada kocası kapıyı neden geç açtığını sorar.

Kadın inandırıcı cevap veremeyince evde birisinin bulunduğundan şüphelenir. Bir çıra yakarak kuyulara bakar. Patates kuyusunda iki erkeği görünce önce askeri kuyudan çıkarır. Evinde ne işi olduğunu sorar.

Asker, aç kaldıklarını, ekmek almak için köye gönderildiğini, atını köyün dışına bağladığını, ekmek alacak parası olmadığından ekmeklerden birazını aldığını ve tam evden çıkarken evin hanımının geldiğini gördüğünü ve yakalanmamak için kuyuya saklandığını söyler.

Evin erkeği evde ne kadar yiyecek varsa Yusuf Çavuş’a vererek askerlere götürmesini söyler.

Yusuf Çavuş yaşadıklarını komutana anlatır.

Görev dönüşü asker aynı köyün yakınlarından geçerken komutan Yusuf Çavuş’tan ekmek aldığı eve tekrar gitmesini ve evde neler olduğunu öğrenmesini ister.

Yusuf Çavuş ekmek aldığı eve gelir. Kapının önünde oturan gözü yaşlı ihtiyar bir karı koca görür. Niçin ağladıklarını sorar.

Yaşlı çift, tek çocukları olan oğullarının işinin erken bitmesi nedeniyle eve erken geldiğini, karısıyla dostunu yakaladığını ve ikisini de öldürdüğünü, şu anda hapiste olduğunu anlattıktan sonra “Biz iki ihtiyar baş başa kaldık. Elimiz ermez gücümüz yetmez oldu. Ne yaparız, nasıl yaşarız, nasıl geçiniriz? Bu yüzden kara kara düşünürüz” derler.

Yusuf çavuş, böyle bir olayın canlı şahidi olduğu için büyük bir pişmanlık ve üzüntü duyar.

Birliğine gidip olayı komutanına anlatır.

Komutan da olaya çok üzülür ama elden bir şey gelmez.

Yusuf çavuş bu olayı sık sık anlatır gözünden yaşlar akar “ keşke böyle bir olaya şahit olmasaydım” derdi.

Kalın sağlıcakla.

29.12.2016