Ziya TÜRK


Zahir Soğanda’dan siyasetçi, Ayhan Yazlık’tan da gazeteci olur mu?

Zahir Soğanda’dan siyasetçi, Ayhan Yazlık’tan da gazeteci olur mu?


Yazıma 'AK Parti Van İl Başkanı Zahir Soğanda’dan siyasetçi, Ayhan Yazlık’tan da gazeteci olur mu?” sorusunu sorarak başlıyorum.

Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mustafa Yalçın ile AK Parti Van İl Başkanı Zahir Soğanda görüşmesinde “Benim kim olduğum, amacım, niyetim, yazdıklarımın etkisiz hale nasıl getirilebileceği,” gibi konuları istişare ediyorlar.  

Zahir Soğanda da kullanışlı kalemşörü Ayhan Yazlık’ın işbirliğiyle, bazı gazeteciler ile bir araya geliyor ve “Gazeteci Ziya Türk Adnan Ertürk ile ortak olmuş, iş ve ihale takip ediyorlar. Genel Sekreter Mustafa Yalçın işlerine engel olduğu için, Ziya Türk “Mustafa Yalçın’ın HDP’li ve FETÖ’cü Gözdeleri” yazısını yazmış” diyor.

Ayhan Yazlık da kendisine verilen, içeriğinde “yapılmak istenen işin ve yolsuzluğun takipçisi olduğu ve yakında ortaya çıkacağını” belirten ifadelerin yer aldığı, yazının başına kendi ismini koyarak yayınlıyor.

Çünkü Ayhan Yazlık’ı tanıyan onlarca kişi o yazıdaki üslubun Ayhan Yazlık’a ait olmadığını bir bakışta anlamış ve söyledi.  

Adnan Ertürk'ten iş teklifi alınca bir hafta düşünmüştüm. Bazı büyüklerime ve kardeşlerime sordum istişare ettim. Kardeşlerimden bazıları itiraz etti, Büyüklerimin tamamı ve bazı kardeşlerim de kabul etmemi istedi. İstişare sonucunda başladım ve yine istişare sonucunda ayrıldım. “Onlar işlerini müşavere ile görürler” hükmü gereği istişareden şaşmadım. Demek ki 3 aylık iş sürecim, iftiracıların günahımı alması ile arınmam ve sınanmam için bir vesile oldu.

Hızını alamayan Ayhan Yazlık, gidip geldiği her ortamda Zahir Soğanda’nın benimle ilgili ortaya attığı iftiraları yaymaya başladı. Bu iftiralara 1,5 ay sabrettim, 3 Temmuz 2017 Pazartesi günü işimden istifa ettim ve 4 Temmuz 2017 günü Ayhan Yazlık’ın ofisine gittim yoktu, beklediğimi bildiği halde gelmedi.  5 Temmuz 2017 tarihinde tekrar gittim bekledim geldi.

Ayhan Yazlık'a şunları söyledim;

“Hakkımda AK Parti İl Başkanı Zahir Soğanda'nın üretip senin yaydığın dedikoduları ve iftiraları bana da söyle ve ispat et. İspat edemeyen müfteri ve şeref yoksunudur. Genel Sekreter Mustafa Yalçın için yazdığım yazı da dâhil olmak üzere 28 yıllık gazetecilik hayatımda, bir şeker tozu kadar menfaat için kalem oynatmışsam, Rabbim beni kahretsin. Menfaat için kalem oynatmadığım halde oynattı diyerek ispat edemeyenler de karakter ve şeref yoksunudur.

Zahir Soğanda ve şua anki milletvekilleri, bürokratlar da dâhil, Van'a geldiğim 2003 yılından bu yana teşkilatlarda başkanlık, yöneticilik, belediye başkanlığı, meclis üyeliği, milletvekilliği yapmış her kim varsa, bir kişi “menfaati için şunu yaptı deyip ispat etsin” bu memleketi terk ederim. 

Bugüne kadar elimin emeğinden, alın teri ile kazandığımdan başka bir şey yemedim. Aç kaldım işsiz kaldım ama yalakalık ve şantaj yapmadım, iftira atmadım, onur ve şerefimle gece gündüz çalıştım. Bir kul olarak günahım çok, siz de hakkımda yalan söyleyerek, iftira atarak günahlarımı hafiflettiniz, teşekkür ediyorum.

Şimdiden söylüyorum Zahir Soğanda’nın da senin de iftiracı olduğunuzu yazacağım. Ayrıca bundan sonra selamlaşmak istiyorsan hakkımda dedikodu yapma, arkamdan yalan konuşma, iftira atma. Hakkımda bir şey duyarsan veya aklında bir soru işareti oluşursa, ararsın gelirim bir çay içeriz, sorarsın anlatırım. İkna olursan dönersin iftira atana tavır koyarsın. İkna olmazsan istediğini yapmakta özgür olursun” dedim.

Ayhan Yazlık ise “Bize neden yakın durmuyorsun” dedi. Ben de “Sana neden yakın durmuyorum biliyor musun? Doğru konuşmuyorsun, iftira atıyorsun, dedikodu yapıyorsun, şimdi beyaz dediğine az sonra siyah diyorsun, onun bunun çıkarları için insan karalıyorsun. Senin gibi bir adamın başkanlık yaptığı ABB üyeliğinden de istifa ediyorum” dedim.

 “Sen bizi sattın” diyen Ayhan Yazlık'a “Ne yaptım da sattım sizi” dedim. Ayhan Yazlık’ın “Ben, sen, Baki Karaca, Erol Çakıl ve Bişar Ulutaş ile birlikte 5'imiz grup olarak hareket edecektik, gittin Adnan ile çalışmaya başladın” demesi üzerine “Bizim böyle bir grup olmak, birlikte hareket etmek için ne bir görüşmemiz, ne de sözümüz olmadı. Dolayısıyla kimseyi de satmadım. Adnan Ertürk'ün çalışanı olarak 3 ay süren iş ilişkimi 3 Temmuz 2017 Pazartesi itibariyle kendi isteğimle sona erdirdim” dedim.

Çıkarken “dilekçeyi işleme koymayıp bir hafta bekleyeceğim,  biraz daha düşün” dedi. Ben de “Yeterince düşündüm, kararım kesin, dilekçemi şimdi hemen işleme koy” deyip çıktım.  

ABB’den istifa dilekçemi verince bir nüshasına da aslını elden aldım diye yazmasını ve imzalamasını istemiştim. Çünkü arkamdan yalan söyleyebileceğini düşünüyordum.

Aslında uzmanlar “yalan söylemek bir kusur değil, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır” diyor. Ayhan Yazlık da beni yanıltmadı ve arkamdan  “2 aydır istifasını istiyordum” diye yalan söyleyerek rüştünü ispat etti. 

ABB’nin ismini bugüne kadar hiç bir yerde ve hiçbir kimseye karşı kullanmadım. Çok şükür kendi ismim, şeref ve onur olarak bana yetiyor.

Ey Ayhan Yazlık… ABB’ye yakışmayan davranış sergileyenler disipline sevk edilir ve yönetim tarafından üyelikten ihraç edilir. İstifayı ise, yaptığın uygulamaları yanlış bulan üyeler yapar. İstifa dilekçemin bendeki nüshasına yazdığın aslını elden aldım notu ile attığın imzanı unutma, böylece yalan söylerken biraz usturuplu söyle ki, doğruların arasında saklayabilesin.

Yalanların çok sırıtıyor Ayhan Yazlık çok!

Elinizde belge varsa, bilgi varsa yayınlamazsanız hem devlete, hem de topluma karşı suç işlemiş olursunuz. Ayrıca bulunduğunuz makam ve yaptığınız mesleklerin hakkını vermemiş olursunuz..

Hodri meydan!

Başkalarının yazdığı yazıları kendi ismimle yayınlamadığım, kiralık kalem olmadığım ve yazılarımı kendim yazdığım için, herkes yayınlandıktan sonra okur. Başta şirketinde çalıştığım Adnan Ertürk olmak üzere hiç kimse yazmadan önce yazılarım hakkında bilgi sahibi olmadılar, olamazlar da.

Yine hiç kimse bugüne kadar Ziya Bey şu konuda bir yazı yaz demedi, diyemez de. İnanmadığım, araştırmadığım,  doğruluğundan emin olmadığım hiçbir konuda kimse bana tek satır yazdıramaz. Kimsenin hatırı veya çıkarı için yazı yazmadım, yazmam da.

Bu nedenle Genel Sekreter Mustafa Yalçın ile ilgili yazdığım yazıyı birilerinin talimatı ve verdiği bilgiler ile yazdığımı iddia edenler yalan söylüyor.

Kalemi kiralık olanlar ve varlığını söylediği yalanlar ile sürdürenler,  ölmeyi yalan söylemeye ve yalancılığın mahcubiyetiyle yaşamaya tercih ettiğimi bilmiyorlar.                   

İşte aramızdaki fark burada, kiralık kalemler veya katipler, ezberletilen veya öğretilenleri yazarlar, biz de birileri rahatsız da olsa, sorulması gereken doğru soruları sorup yazarak, onurumuzla mesleğimizin hakkını veririz.

Merhum Abdülhelim Almalı bir gün ziyaretime gelmişti “Zahir Soğanda’yı eleştirmiştim, Genel Merkez sormuş nedir bu diye, “Zahir Bey de İhale istedi olumsuz cevap verdim onun için eleştirmiş” demiş. Benim ihalelik bir işim yok, Zahir Bey’den bir çöp dahi istemedim” diyerek üzüntüsünü belirtmişti.

Allah (C.C.) Hucurat Suresi 6. Ayeti Kerimesinde “Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri, bir fasık size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.” diyor.

Ben de diyorum ki bundan böyle, Zahir Soğanda ve Ayhan Yazlık’tan duyduğunuz hiçbir şeye hemen inanmayın. Pişman olmamak için araştırın, teyit edin, doğruluğundan emin olun, sonra gelen bilgiyi gündeminize alın.

Siyasetçi toplumu kuşatan, yaraları pansuman eden, kırıkları sarıp sarmalayan, teşkilat içindeki çürük elmaları temizleyip halka güven veren kişilerden olur. İftira atmaktan hiç çekinmeyen, kiralayamadığı kalemleri, kullanamadığı kişileri iftiraları ile karalayan, adeta insan öğütme makinesine dönüşen Zahir Soğanda’dan bırakın il başkanı, milletvekili veya belediye başkanı olmayı, sıradan bir siyasetçi dahi olamaz.

Gazetecilik kamu yararına çalışan, toplumu yönetenler, kurumlar ve halk arasında köprü vazifesi gören sosyal sorumluluğu büyük önemli bir meslektir. Bu mesleğin sorumluluğunu bilmeyen, mesleğin etik kurallarından haberi olmayan, doğruluk dürüstlük ilkeli ve edepli olmak gibi insani özellikler ile karşılaşınca alerji olan, normalde kargaları dahi korkutan sesi olmasına rağmen hamamda şarkı söylediklerinde kendi seslerini beğenenler gibi, çıkardığı gürültü ile mutlu olan  Ayhan Yazlık’tan 'gazetecilik basın meslek ilkelerine' göre gazeteci olmaz.

Sözlerimin sonunda başta sorduğum soruyu yeniden sormak istiyorum.

Sizce, Zahir Soğanda’dan İl Başkanlığı, Millevetilliği de dahil olmak üzere siyasetçi, birilerinin menfaat ve çıkarları için iftira atan, dedikodu yapan, yalan söyleyerek insanları karalayan Ayhan Yazlık’tan hakkı hakikati eğmeden bükmeden yazan gazeteci olur mu?