Fatoş ŞİMŞEK

Tarih: 04.08.2015 20:35

Artan Yiyecek Fiyatları

Facebook Twitter Linked-in

Gözümüzün önünde yükselişe geçen yiyecek fiyatları haliyle düşündürüyor.. Ve fiyatlar dünyanın her yerinde hızlı bir tırmanışta.. Hal böyleyken belki de bugün ne yiyeceğimiz kadar, yarın ne yiyeceğiz şeklinde düşünmenin de vakti gelmiştir!

İklim ve mevsimler belirgin bir şekilde değişiyor. Eskiden bolca yetiştirilen tahıllar, meyveler ve sebzeler yavaş yavaş azalıyor. Bazı yiyecekler gitgide yok oluyor. Buna 'yiyecek şoku' diyoruz. Küresel boyutta ortaya çıkan yiyecek şoku, savaşlara meydan vermeye başladı başlayacak! Bilimcilere göre, eğer şimdiden önlemle alınmazsa, elli yıl içinde insanlığın sonu gelmiş olabilir.

Haberlerde limon fiyatlarından ve limon bulmanın zorluğundan bahsediliyordu.. Belki limon olmadan da yaşanır ama ya hayati önem taşıyan yiyecekler? Yiyecek fiyatlardaki tırmanışı hemen hepimiz hissediyoruz. Et, süt ürünleri, yumurta, ekmek gibi ihtiyacımız olan yiyecekler gittikçe fiyatlanarak adeta uzaklaşıyor.

Bugün böyleyse, yarın ne olacak diye düşünmek zamanı geldi bile! 'Elli yıl sonra ölmüş olurum..' gibi.. 'Benden sonra varsın olsun tufan..' gibi gereksiz sözler sarfedenler yazının devamını okumasın. Önemli olan, insanlık için geride ne bıraktığımızdır. Eğer bu konuda benimle aynı fikirde değilseniz lütfen yazının geri kalanını okumayın!

Araştırmacılar varsayımlardan çıkarak bir senaryo düşünmektedirler. Senaryoya göre, eğer üç felaket arka arkaya olursa dünyanın yiyecek zincirine darbe vurmaya yetiyor. Örneğin; 1. Güney Amerika’da yaşanacak aşırı sıcak dalgası 2. Rusya’da tahılları mahvedecek bir çeşit patojen 3. El Nino bir dizi halinde peşpeşe olacak oursa dünya yiyecek zinciri felce uğrayabilir.

Tarımsal ve çevresel sürdürülebilirlik konusunda yapılan bu araştırmada ortaya atılan senaryo 2040 yılında küresel insanlık cemiyetinin çöktüğünü varsayıyor. Bunun tek nedeni yiyecek arzının talebi karşılayamaması olarak belirleniyor.

Bugün kullanılan yöntemler kullanılmaya devam edilirse, 50 yıl zarfında yeraltı su kaynaklarının hemen tamamının yok olacağı düşünülüyor.

Henüz vakit varken neler değiştirilebilir?

Küresel yiyecek güvenliği belki de en önemli sosyal konulardan biridir. Ziraat teknolojisi ve uzmanlığında birçok yol kat edildi. Dolayısıyla yiyecek artışı gözlemlendi fakat buna rağmen yiyecek üretiminin dünya nüfus artışı ile yarışacak hıza getirilemedi. Bu durumda insanlık yakın bir gelecekte yiyecek kıtlığı ile karşı karşıya kalabilir. Bunu engellemek belki hala mümkündür, ancak bugünden kolları sıvamak gerekir..

Artan nüfus nedeniyle, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, toprak, toprak verimi ve su kaynakları hızlı ve sürekli olarak kaybolmakta. Zirai üretim tüm yaşam formları için gerekli olmasına rağmen gelecekte insanlık yaşamının sürdürülebilirliği için yalnızca ziraat unsurlarına bakmak yetmez. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde ziraat ve diğer unsurlarla birlikte düşünülerek sürdürülebilirlik konusu hesaba katılmalıdır.

Azalan yiyecek, su ve yok olan kaynaklar nedeniyle stratejik planlama yapılmalıdır. Toplumlar planlamaya bilfiil dahil edilmeli ve hatta sosyal servisler de zincirde yerini almalıdır.

Fakirleşen toprak, azalan kaynaklar, yok olan ormanlar, su israfı, zirai üretimin düşmesi ve diğer olumsuzluklar nedeniyle 'yarın için yiyecek planlaması' hemen bugün yapılmalıdır. Bunu sağlayacak en iyi yöntem sürdürülebilir tarım ve sürdürülebilir gelişmedir. Çiftçilere tarım desteği, tohum, organik yetiştirme, teknik ve diğer yardımlar verilmelidir. Yıllardır tarımla uğraşan çiftçilerin bilgileri de göz ardı edilmemelidir.

G20’ler toplantılarında yarınlarımız için yiyecek konusunu konuşurken sürdürülebilir tarım ve çevre konuları 'sadece konuşmada kalmayıp' hayata geçirilmelidir.

Yarın olduğunda, ki bu çocuklarımızın ve de torunlarımızın yarınıdır, küresel bir açlık ve kriz olsun istemiyorsak şimdiden yiyecek sorununu ciddi anlamda düşünmek zorundayız.

Açlık ve kıtlık insanlığı bitirir. Böyle bir sonuçla karşı karşıya kalmamak için şimdiden, yarının kumanyası için plan yapmalıyız. Sadece birkaç ülke değil, dünyada; tüm ülkelerde hayatın sürdürülebilirliği için plan yapmalıdır. Tahıl üretimi arttırılmalıdır. Yiyeceklere besin depolanmalıdır. İçtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın, üzerinde yaşadığımız toprağın kalitesi arttırılmalıdır. Dünya çapında açlık, kıtlık, yokluk ancak şimdiden alınacak tedbirlerle yok edilebilir.

Unutmayalım.. An itibariyle dünyada 870 milyon insan açlıkla savaşıyor, ekonomik yoksulluk içinde yaşıyor ki bu durum gitgide kötüleşmektedir.  Artan yiyecek fiyatları yarın sofrada neler eksik olacağına dair habercidir aslında.. Yarın derken ne demek istemiştik?

Fatoş Şimşek



Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —