Naif KARABATAK

Tarih: 10.04.2014 00:34

En iyisi yumruğun heykelini dikelim

Facebook Twitter Linked-in

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na mecliste yumruk atılması, insanların şiddete bakışını ölçme adına en yeni örnek oldu.

CHP’liler, önceki günden bu yana her kamera karşısında geçtiğinde, atılan yumruğun demokrasiye, insan haklarına, barışa ve kardeşliğe atıldığını belirtip, şiddetle kınadılar.

Ve hepsi altında birilerini aradı.

Ama aynı CHP, Bekir Bozdağ’ın, Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma törenlerinde yumruklu saldırıya uğramasına farklı tepki vermişti.

Hatta saldırganı kucaklamışlardı, sarılmışlardı, bağırlarına basmışlardı, birlikte ağlayacak kadar duygulanmışlardı.

Bekir Bozdağ’ın o yumruğu hak ettiğini belirten bir sahiplenme yarışı vardı. Bunun başını da Umut Oran çekmişti.

Oysa yumruk hak edilmez.

Çünkü farklı fikirlere tahammül gösterilmesi beklenir.

Ve her fikir, bir başka fikirle çürütülmeye çalışılır ya da yanlıştan dönülür.

Sonuçta insanlar konuşa konuşa anlaşır.

Şiddet gösterenler, zeki olduklarından, kahramanlığa yükseldiklerinden bunu yapmazlar.

Genellikle şiddet uygulayanların tamamına yakınının zekâ seviyesi çok aşağılardadır.

Sağlık sorunları vardır, psikolojik rahatsızlık geçirmektedir ve çoğunluğu da bunun farkında değildir.

Zayıf karakterli olan bu insanlar, şiddetle “güçlü” görünme eğilimindedir.

Basit insanlardır şiddet uygulayanlar; ister eşine, ister çocuğuna, ister herhangi birine…

O nedenle yumruk atanların “kahraman” ilan edilmesi mümkün değildir.

Yumruk atanların heykelinin dikilmesi, önünde esas duruşta durulması, çelenk sunulması beklenemez.

Ama CHP, bunu Bekir Bozdağ olayında yapmıştı.

Neredeyse heykelini dikecek, demokrasi kahramanı olduğunu söyleyecekti.

Çünkü o bir AK Partiliyi yumruklamıştı, CHP’liyi değil…

Şimdi ise kendi genel başkanları, aynı şiddetin mağduru oldu.

Bu defa demokrasiye yumruk atılmıştı.

Tıpkı kaset olayında olduğu gibi…

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bir kaset komplosuna kurban gitmişti.

CHP’liler çok tepkiliydi; özel hayat vardı, gizli gizli insanların yatak odası dikizlenmezdi.

Siyaset, kasetle dizayn edilmezdi.

İnsanların ayağını kaydırmak için böylesine aşağılık yollara başvurulmamalıydı.

Birilerinin hesabı tutsun, kendisine yol açılsın veya “kuklası” olacağı gelsin diye yapılan değiş tokuş, ahlaksızcaydı ve buna artık son verilmeliydi.

MHP milletvekillerine yönelik ve peş peşe gelen kaset olaylarında da aynı tavır vardı.

Ama araya zaman girince anlayış değişti.

17 Aralık’tan sonra, AK Partiye yönelik “yasadışı” dinleme dâhil, kasetler, tapeler havalarda uçuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “mahkemelerin yasakladığı” görüntüleri veya sesleri grup toplantısın da dinletti.

Ona göre bu kasetler önemliydi.

Yasadışı elde edilen görüntüler de demokrasi için gerekliydi.

Kendisi aynı kasetin mağdur ettiği bir genel başkanın koltuğunda oturduğunu unutuyordu.

Tıpkı Bekir Bozdağ’a atılan yumruğa, sahiplendiklerini unuttuğu gibi.

Tutarlılık böyle olaylarda belli olur.

Dün Kemal Kılıçdaroğlu’na atılan yumruğa sevinenlerin, Bekir Bozdağ’a atılan yumruğa üzülme hakları yok.

Dün Bekir Bozdağ’a atılan yumruğa sevinenlerin de Kemal Kılıçdaroğlu’na atılan yumruğa üzülme hakları yok.

Bir hakkı elde etmek istiyorsanız, önce buna layık olacaksınız.

Şiddet görmemek ve şiddeti lanetleyebilmek için, şiddetle buluşuyor olmamanız lazım.

Hiçbir şekilde şiddetle yolunuz kesişmemeli.

Mustafa Sarıgül gibi önüne gelene yumruk atan bir kabalıkta olmamalısınız.

Sizin gibi düşünmeyen, sizin gibi yaşamayan ve sizin gibi anlayışa sahip olmayanların uğradığı şiddete sevinirken, kendinize uygulanan şiddete kimsenin üzülmesini bekleyemezsiniz.

Ahlaklı olmak böyle bir şey…

Kendine yapılmasını istemediğini bir başkasına yapılmasını da istemeyeceksin.

Kendine yapılmasını istediğini de başkasına da reva göreceksin.

Dün de Gürsel Tekin, “elimizde ciddi belgeler var” diyordu ama sonra açıklayacaktı…

O ciddi belgelerin içeriğinin hiçbir önemi yok.

Çünkü yumruk atan, avucuna tutuşturulan üç beş kuruşu bilir, gerisini anlayacak kadar zekâya sahip değildir.

Ama o yumruğu attıranların çok farklı hesabı var ve bu da parti dışından değil, partinin içinden veya partiyi bir süredir dizayn etmeye çalışanlardır…

Farklı yerlerde aramayın, yumruk atanların heykelini dikmeye de kalkmayın.

 

Tweetimden seçmeler

Seçilmişlere; Elinizi verdiğinizde, kolunuzu kurtarmama gibi bir risk söz konusuysa tez elden oradan uzaklaşacaksın. Yoksa gövde gidecek!

www.naifkarabatak.net


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —