Süleyman AKDOĞAN
Tarih: 24.04.2012 16:44
FİL ve İNSAN
Fil denince aklınıza ne gelir?
Hortumu mu, dişleri mi, oburluğu mu, yoksa çamur banyosu mu?
Filin çok fazla kuvvet gerektiren işleri yapmak için kullandığı 40 bin kaslı hortumu, senin teknolojin yanında solda sıfır çeker. Hortumun iletişim becerisi seninkinin yanında devede kulak gibidir.
Bilardo topu, piyano tuşları, düğmeler ve ziynet eşyası yapımı için kullandığın fil dişlerinin pabucu, sen plastikle tanışınca dama atıldı.
Akıllı filler, derisindeki parazitleri temizlemek için “çamur banyosu” yapar. Hatta, özellikle “killi çamur’’filin yaralarını iyileştirir. Ama, bu senin tıp ilminin yanında ne ki!
Filden, güçlüsün, daha atik.
Akıllısın ondan, daha pratik.
Zenginsin…. Ama
“Bir fil yavrusu uyuyunca, sürüdeki diğer filler yavru filin uyanmasını bekler.”
5 yaşındaki yavruma kitap okurken öğrendim. Önceden biliyorsanız, cehaletimi bağışlayın.
Yeni öğrendim, hayran kaldım .
Bu ne hoşgörü, bu ne tevazu, bu ne şefkat!
Nasıl bir yürek, Ya Rab! Bu nasıl bir hilkat!
Ey insan!
Fil, hayvan!
Sen, insan!
Bunu anlatmaya var mı bir lisan!
Belki fil gibi günde 300 kilo yemiyorsun, belki yemek için 16 saat ayırmıyorsun ama fil oburlukta sana ulaşamaz.
Obursun işte, kabul et.
Yitirdiğin şeyin adı: MERHAMET.
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —