Süleyman AKDOĞAN
Tarih: 13.01.2014 10:17
Size Katılmıyorum
Bazı zamanlar ve yerlerde susmak yapılması gereken tek şeydir. Mesela, otobüs yolculuğu böyle bir şeydir. Yolculuk boyunca sus ve düşünebildiğin kadar düşün. Ama, bizim yerimize düşünenler, Tv, Mp4 vesaire materyallere bizi engelleyebilirler. Kimimiz, yolculuğu bunlarla tamamlarken, kimimiz de belki daha yeni tanıştığımız insanlarla derin muhabbete dalarız. Bir yolculukta beden eğitimi öğretmeni , sazı eline alır, başlar çalmaya. Hedefte bir siyasi parti ve belirli bir inanç grubu vardır. Bunlar öyle, bunlar böyle derken, daha başta konuşmalardan rahatsız olan yolculardan biri, çok sakin bir şekilde “beyefendi, ben de öğretmenim , ama size katılmıyorum” der.
Bu sözler adeta sihir etkisi yapar ve ortam buz gibi olur. Biraz önce bülbül gibi şakıyan öğretmen kızarır, bozarır, morarır. Tek kelime dahi konuşmaz.
O öğretmeni susturan, tabii ki yolculuk esnasında konuşmaması gerektiğini anlaması değil. Bu tamamen, üzerinde konuştuğu ve ifade etmeye çalıştığı fikrin sadece ve sadece sizinle aynı fikirde değilim cümlesiyle tuzla buz olacak kadar zeminsiz olmasından kaynaklanıyor. Suspus olarak gösterdiği tepki de, belki okul içerisinde öğrencisinin kendisine katılmadığını ifade etmesine karşı köpürmesiyle eş durumdadır.
İşi bireyden topluma dökecek olursak, maalesef düşünce, inanç ve değerlerimizin bizde olan kısmı, taşıyabildiğimiz kadarı, basit bir size katılmıyorum düşüncesiyle dağılıp gidiyor.
Bir fikri temsil ettiğimizi, bir inancımız olduğunu, bir düşünce sisteminin yayılması gerektiğini, ha bire anlatıyoruz, söylüyoruz. Ancak, yaşantımızla potansiyel uygulayıcı- bizim gibi düşünmeyen- bizden daha kalabalık kitleleri kendimizden, dolayısıyla inandığımızdan uzaklaştırıyoruz.
Toplumun, hangi kesiminden insanları alırsanız alın, en ufak farklılıkta, onların kullandığı hakaretler, kınamalar, sövmeler güzel değerlerimizi zindan kadar karanlık kılabiliyor. Burada, değerlerimizde problem olduğunu söylemek haddim değil, aksine birbirinden değerli fikirlerin savunucuları savunma tarzlarıyla değerler arasındaki makası daraltıyor. Bırakın daraltmayı değerleri neredeyse aynılaştırıyor.
Hiç eğitim almamış biriyle entelektüel kabul edilen biri arasında zor durumlarda dil, üslup farkı kalmamışsa susup düşünmek lazım.
Yoksa, bizi eğitecek kimse kalmadı mı?
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —